Posts

Yaşama Sevinci

Image
Geçtiğimiz hafta sonu Yoga İleri Seviye eğitimine başladım. Üst bacaklarım o günden beri benim değil. Sanırım Phoas kası ile ilgili bir durum. Hiç bu kadar esnek hissetmemiştim. Herşey elbette ki çok güzeldi. Aynı şeylerin özlemini çeken ve hisseden insanlarla birarada olmak çok güzel. Birbirimizi 40 yıldır tanıyor gibiyiz. Yoga dışında biraraya geldiğim insanlarda bu samimiyet yok gerçekten. Hele benim gibi 5 dakika önce tanıştığı birine bütün hayat hikayesini anlatan biri için paha bilemez şeyler! Öyle uzun uzun içli cümleler yazasım yok hiç. Kısa, net ve basit olmak istiyorum. Sanki yoga yapan herkes şair gibi :) Olsun o da güzel... Mesela bugün çok mutsuzum ya da bugün kendimi çok iyi hissediyorum. Sadece içe bakmak, ben gerçekten nasıl hissediyorum. Bir adım geriye çekilmek ve bakmak, bakabilmek. Aslında ne kadar çok şeyi değiştiriyor. Bence hayatta yapmamız gereken gerçekten ne istiyorsak onu yapmak. Onlar dedi ya da herkes öyle yapıyor diye değil. İlk adımı atmak biraz zor ol...

Minstagram

Image
En çok çevremdeki insanlar bana gösteriyor ne kadar yapmacık hayatlar yaşadığımızı. Tatile gittiğimizi bile bütün sosyal mecralarda ilan edip harikasın tatlım, yalanları yapmacıklık değil de nedir? Hangimiz gerçekten içimizden geldiği için birşey paylaşıyoruz, nedir bu göstermelik hayatlar. Hayır, 3 dakika sonra unutuluyor gidiyor zaten neyin peşindeyiz anlamıyorum ki...Yemek yerken, içki içerken, denize atlarken çekilecek o fotoğraflar, kuralımız bu! Kimse kusura bakmasın ama yalanlar üzerine yaşıyoruz, kendimize yalanlar, sadece gerçekten düşündüklerimizi söylesek sanırım kimsecikler kalmaz etrafmızda... Halbuki instagramda minstangramda ne kadar da mutlu herkes, kimse grip olmuyor, kronik yorgunluk yok, kimse kavga etmiyor, herkes birbirine çok aşık. Kazara birinin fotoğraflarına bakmaya başlamayayım, bütün hayatı hakkında fikir sahibi olabiliyorum, hayatım boyunca tek kelime etmediğim ve muhtemelen etmeyeceğim birilerinin evlilik yıldönümlerini biliyorum mesela, ya da ço...

K.

Birçok şeyin bu kadar anlamsız olduğunu hissetmeyeli uzuuun zaman olmuştu, ergenlik çağı bunalımlarımı andırıyor biraz. Dinamikler değişti sadece, eskiden okul çok anlamsızdı benim için, şimdi de iş mesela. Kendi içime bakabildiğim nadir zamanlarda binbir türlü pislik olduğunu gördüm. Hesapta ben "iyi" bir insandım. Kibir, kıskançlık, inat, öfke, yalan, gurur, ihanet, dedikodu... O kadar o kadar sarmalamışlar ki beni meğersem nefes alamıyormuşum, alır gibi yapıyormuşum. Alay ettiğiniz o yoga varya neleri ortaya çıkarıyor bir bilseniz aklınız durur. Aslında korkuyoruz bunlara bakmaktan, görmekten, benlik imajımıza bir zarar gelir diye ödümüz kopuyor. Mesela ben ne kibirli bir insanmışım hey hat! Sanki bilmem hangi okullarda okumuşum da ya da atalarım bilmem kimin soyundan geliyormuş gibi kibirlenmekten öteye gidememiş,kimseleri beğenememişim. Sonra bu kibirimi inceliğimde altından ne çıktı bilin bakalım! Hayvan gibi kıskançlık, hem de nasıl kıskanmak, kıskandığım insanlara bo...

S.

Seneye 2014, sonra 2015 falan... Ne acayip 2014 ne demek, nasıl yani? Benim yaşıma neler oluyor böyle, durmadan ilerleyior, depar almış gibi, koşturuyor nereye gittiğini bilmeden... Bilmiyorum işte, bir yerlerimi yırtsam da bilmiyorum, iç sesini dinlemek çok kolaymış gibi, onu dinle bulursun diyorlar, zihinden ne haber, onun sesinden başka bir ses duyabiliryor muyum ben.. Sürekli felaket senaryoları yazarken o ben onu seyrediyorum, kah hastalık, kah savaşlar, kah dünyanın sonu...Herşey olması gerektiği gibi değil mi, ama öyle olmuyor işte, bendeki zihin bütün olan bitene karşı sessiz kalamıyor, nedense sessiz kalan hep iç sesimmiş gibi geliyor. Ya da kim konuşuyor belli değil, karman çormanım. Şartlanmışlıklarım ve inanışlarımla beraber akıp giden hayatı seyrediyorum sanki, akamıyorum onunla, çünkü beni öyle  bir sarıp sarmalamışlar ki kıpırdayamıyorum. Soğuk su içersem boğazım şişer çünkü... Ben kuaföre saçımı boyatmaya giderken, önünde geçtiğim camiide sela okunuyor, insanla...
"Bir çiçeğin görevi – dharma’sı – çiçek açmak ve kokusunu etrafa yaymaktır. Doğadaki pek çok şey görevini sorunsuz bir biçimde yerine getirirken, insan zihni oynadığı oyunlarla, kişinin hangi dharma’yı izleyeceği yönünde karar vermesini ister. Bu bölümde anlatılmak istendiği gibi, kişinin doğal karakteri, o kişinin muhasebeci olmasını gerektiriyorsa, başka nedenlerden ötürü doktor ya da avukat olmaya çalışması intihar etmeye çalışmakla aynı kapıya çıkacaktır." devamı...  “Tanrı tarafından idare edilen bir makineden başka bir şey olmadığınıza kani olduktan sonra ne isterseniz onu yapabilirsiniz.”. İşimiz ne kolay aslında! Harika bir site yapmışlar, hayat kitabı gibi, herşeyi özetlemişler, teşekkürler:

Yavaşlamışım

Son olarak çalışmaya çalıştığım ajansta bana söylenen bu oldu:"Çok yavaşsın". Sevinsem mi üzülsem mi bilemedim.  Yıllar yılı hep çok hızlı, çok  aceleci olduğum söylendi bana, iş yerinde verilen bir işi bazen o kadar kısa bir sürede yapardım ki insanlar hayret ederdi! Ama artık bana yavaşsın diyorlar. Ben de hayatı artık yavaş yaşamak istiyorum, sindire sindire, sakin sakin, ne acelemiz var ki! Ama iş hayatı buna müsaade etmiyor, dünyayı kurtarıyoruz, ya da kanamalı bir hastayı ameliyata yetiştiriyoruz çünkü! Satış, daha çok satış için web sitesi yapıyoruz, daha çok tüketim, daha çok para! Dünya böyle bir yer değil arkadaşlar haberiniz olsun! Bana göre iş hayatı, ev hayatı, bilmem ne hayatı yok, bir tane hayat var, o da hepimiz yaşadığı bu hayat. Kimse benden beklemesin artık "hızlı" olmayı, ben biraz yavaşlayabilmek için tam 30 yıl bekledim! 3 yıldır bir yere bağlı olarak çalışamıyorum, yapamıyorum, beni ister yerin, ister beğenin ama elimden gelen ancak bu. ...

Geçmiş olsun

İstanbul'a 3.Havaalanı yapılmasını önlemek için change.org sitesinde başlatılan bir kampanya sadece 21 imza almış ve kampanya şu an kapalı. İnanabiliyor musunuz sadece 21 imza! Bugün de ihale sonuçlanmış, yani geleceğimizi ipotek altına aldılar geçmiş olsun! Yani, Terkos gölü çevresinde yapılacak olan bu beton yığını yüzünden kirlilik artacak, canlı yaşamı yok olacak, 657 bin ağaç zaruri olarak kesilecek. Google'a yazarsanız 3.havaalanı diye, yazılanları okuyup, kendi hür iradenizle karar verebilirsiniz! Siz Justin Bieber'le ilgili haberleri okuyup, küçük kızlarla dalga geçin durun. O küçük kızların geleceği hiçbirimizin umrumda değil zaten öyle değil mi? Çalıştığım ofisin karşında  bir Otomobil Plazası var, oradan böyle alkış sesleri gelip duruyor gün içinde. Meğerse satış temsilcileri araba sattıkça hep beraber alkış tutuyorlarmış! Soluduğumuz havaya bir kat daha zehir karışacak, küfürler içerisinde saaatlerimizi geçirdiğimiz trafik keşmekeşine bir yeni araç daha ...